Showing posts with label yenidoğan. Show all posts
Showing posts with label yenidoğan. Show all posts

Wednesday, May 23, 2018

Yenidoğan Bebeklerde Sık Karşılaşılan Problemler



1- Pişik:

 Bebeklik döneminde çok sık karşılaşılır..
 Pişik, bebek bezinin temas ettiği  yerlerde, kapalılık, terleme, nem, idrar ve kaka ile temasla tahrişi  sonucu oluşur.
 Genellikle karın alt bölgesi, bez bölgesinde görülmektedir. Terlemeye bağlı olarak koltuk altı, sırt, boyun, çene de oluşabilir..

Pişik oluşmasının başlıca nedenleri:
  • ·         Kötü hijyen,
  • ·         İshal,
  • ·         Alt bezinin yeterince sık değiştirilmemesi,
  • ·         Mantar enfeksiyonları,
  • ·         Bebeğin beslenmesinin değişmesidir (anne sütünden mamaya ya da ek besinlere geçilmesi).

 Bebekte pişik oluşumunun engellenmesi için neler yapılabilir :
  • ·        Bebeğin altı mümkün oldukça sık, her 2- 3 saatte bir değiştirilmelidir.
  • ·         Bebeğin altı sık sık havalandırılmalıdır.
  • ·         Emici özelliği olan bezler kullanılmalıdır.
  • ·         Koruyucu pişik kremleri her alt değiştirmede pişik oluşmadan kullanılmalıdır.
  • ·         Eğer pişik oluştuysa bebeğin altı günde en az 6 defa ve kirlendikçe değiştirilmelidir.
  • ·         Mümkün olduğunca suyla temizlik yapılmalı ve iyi kurulanmalıdır.
  • ·         Dışkılama sonrası genel durumu iyi olan bebeklerin altı sabun kullanmadan veya çok kirli ise düşük pH’lı sabunla yıkanabilir.
  • ·         Altı temizlendikten ve cildi kurulandıktan sonra,  pişik kremi uygulanmalıdır.

Sonraki alt değiştirmelerde, gaita çıkışı yoksa sadece silmek yeterlidir.
 Bu sırada daha önce sürülen kremi temizlenmek için zorlanmamalı, pişik olan bölgeye  alkol gibi cildi kurutan, emilimi zararlı olan antiseptikler sürülmemelidir.
Bebeğin altı temizledikten sonra bir süre açık tutularak havalandırılmalıdır.

2- İsilik:

Bebeğin fazla sıcak tutulması, kat kat giydirilmesi sonucu ter bezlerinden yeterince ter atılamamasına bağlı gelişen kırmızı, deriden kabarık veya sivilce şeklinde döküntülerdir.
Özellikle sıcak yaz aylarında sık görülür.

Bebeğin yüzünde, alında, yanaklarda, göz kapakları ve burunda, vücudun kıvrım yerlerinde, bez nedeniyle bel ve göbek bölgelerinde görülmektedir. .
Önlemi alınmassa vücudun her yerini kaplayabilir.

Sıcak havada ya da bebeğin aşırı sıcak ortamda bulunması hâlinde daha da artar.. .
Cildin temiz tutulması ve sıcaktan korunma önerilir.
Düzenli bakım ile genelde birkaç gün içinde kaybolması beklenen isilik döküntüleri bulaşıcı değildir.. İs kaşınma ve hafif yanma ile bebeği rahatsız edebilir. Koltuk altları, kasıklar, boyun ve ense, dar ya da kalın giysiler nedeniyle daha çok terlemekte ve uzun süre nemli kalmaktadır.

 İsiliği önlemek için neler yapılabilir?

  • ·         Bebek sıcak havalarda her gün ya da gün aşırı yıkanmalıdır.
  • ·         Dar giysiler yerine bol giysiler tercih edilmelidir.
  • ·         Giysiler pamuklu ve ince olmalı.
  • ·         Bebek terli bırakılmamalıdır.
  • ·         Sıcak havada bebek serin tutulmalıdır.
  • ·         Üst üste çok fazla ve yoğun nemlendirici kullanılmamalıdır.
  • ·         Bebeğin altı sık sık değiştirilmelidir.
  • ·         Bebek gereğinden fazla giydirilmemelidir.
  • ·         Yıkanırken  pH’ ı uygun bebek şampuanı ve sabun kullanılmalıdır.


3- Pamukçuk :

 Bazı mantarların, ağız içinde ve vücudun kıvrım yerlerinde ,parmak araları, koltuk altı, kasıklar ve peri anal bölge gibi) oluşturduğu bir enfeksiyondur.

Ağız içindeki pamukçuk bazen emmeyi ya da yemek yemeği engelleyecek kadar acı verici olabilir. 
Ağızda pamukçuk oluştuğunda, 1 çay bardağı suya 1 çay kaşığı karbonat konarak hazırlanan karışım, temiz bir gazlı beze dökülerek ağız içi bununla silinmelidir.
Emzik ve biberonlar kaynatılmalıdır.
Pamukçuk enfeksiyonu sonrası emzikler ve biberon başları yenilenmelidir.

Bez bölgesi  kandida enfeksiyonları, bebeğin genital bölgesinin sürekli ıslak kalması sonucu ortaya çıkar. Bölgede kızarıklıkla birlikte döküntüler, kaşıntı ve yanma görülür. Tedavide mantar ilacı kullanmak gerekir.. Korunmak için  bezi sık sık değiştirmek ve koruyucu kremler kullanmak  gerekir.

4- Konak:

Konak, yenidoğan bebeklerde görülür. 
 Genellikle kaşıntıya neden olmaz ve bebeğe bir rahatsızlık vermez. Geçici bir durumdur.
Yaşamın ilk 4 haftası en sık olduğu dönemdir, 6 aydan sonra azalır ancak 1 yaşına kadar olan çocuklarda görülebilir

Konak, bebeğin  saçlı derisindeki ter bezlerinden kaynaklanır.
 Küçük bebekler baş bölgelerinden çok terledikleri için yeterince temizlenmezlerse baş bölgelerinde sert-beyaz pul pul kabaran  kızarıklık ve beyazlık görülebilir.

Konak tedavisi, bölge temizlenerek yapılır.
Konak oluştuğunda bebeğin başına banyodan birkaç saat önce badem yağı ya da zeytinyağı  ile 1 çay kaşığı karbonat ile hazırlanan karışım sürülür, ardından banyo yaptırılarak bebekler için hazırlanmış yumuşak bir fırça veya tarakla taranır. Çıkmadığı takdirde işlem birkaç defa tekrarlanır.

Konak temizlenirken bebeğin kafasında yer alan bıngıldağa dikkat etmeli, fazla bastırmadan yumuşak hareketlerle bu bölge ovularak temizlenmelidir.
Günlük temizlik, saç diplerini temiz ve konaksız tutar.

5- Burun tıkanıklığı:

Yenidoğan bebekler burunlarıyla souk alıp verirler. Bu yüzden  burun deliklerinin açık olması önemlidir.
Sağlıklı bir bebekte nefes alıp verirken sıkıntı yoksa rutin burun temizliği gerekli değildir. Fakat bebek nefes alıp verirken burnundan ses geliyorsa, uykuya dalmakta zorlanıyorsa, uyurken sık sık uyanıyorsa, emerken bırakıyor ve ağlıyorsa burun temizliği yapmak gerekir.

Burun temizliği en rahat banyo sonrası yapılır.
Banyo sırasında burun içerisine giren su, burun içindeki mukus kalıntılarını yumuşatarak atılmasına yardımcı olur. Banyo sonrası yumuşamış olan bu kirler burun aspiratörleri yardımıyla nazikçe çekip alınabilir.

 Burunda tıkanıklık devam ediyorsa, burnuna serum fizyolojik damlatılabilir. Bebeklerin burun içi mukozaları çok hassas olduğundan temizlerken zorlamak kanamaya neden olabilir. 
Yüksek basınçlı burun spreyleri bebeklerde önerilmez.
Burun temizliği amacıyla pamuklu çubuk vb. malzemeler kullanılmamalıdır.

6- Gözde çapaklanma ( konjoktivit):

Doğumdan 2.gün ve sonrasında görülen çapaklanma ve kızarıklık mikrobik bir durumun belirtisidir ve tedavi edilmelidir.
Bakteriyel konjonktivit belirtileri gözde kızarma ve kirpikleri yapıştıran çapaklanmadır. Alt göz kapağı aşağı çekildiğinde iltihaplı gözdeki kapağın iç kısmı daha kırmızı görünür.

 İlaç damlatılmadan önce çapakların temizlenmesi gerekir.
 Bunun için steril göz petleri serum fizyolojik veya kaynatılmış ılıtılmış su ile iyice ıslatılıp bebeğin gözlerini içerden dışa doğru tek seferde silmek gerekir. 
Mikrobun bulaşmaması için el temizliğne çok dikkat etmelidir.

Monday, May 21, 2018

YENİDOĞAN BEBEĞİN EMZİRİLMESİ-BESLENMESİ












Anne sütü bebekler için ilk altı ay en ideal besindir. 
Bir annenin sütü ikiz bebeklerde bile tek başına besin olarak yetebilmektedir.
Anne sütü bebeği beslenmenin yanında bağışıklık yönünden de destekler.Bebeğin ilk aşısı sayılır. Özellikle ilk günlerde gelen kolostrum  denilen sarımsı renkte ilk süt oldukça değerlidir, bir damlası bile ziyan edilmeden bebeğe verilmelidir.

 Anne sütü yeni doğanda sık görülen yenidoğan  sarılığının artışını  önleyebilir. 
Anne sütü bebeği enfeksiyon hastalıklarına  ve alerjik hastalıklara karşı korur.

İlk aylarda görülen gaz sancısı, kabızlık gibi şikayetler anne sütü ile beslenen bebeklerde daha az görülmektedir.

Anne sütü ile beslenme bebeği ilerleyen yıllarda kanser, obesite, şeker hastalığı ve romatizma gibi birçok hastalıklardan da korur. 

İdeal anne sütü için anne bakımı önemlidir. Doğum sonrası anne iyi beslenmeli ve dinlenmelidir.

Normal doğumlarda doğum odasında bebeğin doğar doğmaz anne  ile hemen temas etmesi süt gelişi için  önemlidir. Bebekler doğum sonrası, bakımı yapıldıktan sonra en geç yarım-bir saat içinde emzirilmelidir. 
Özellikle sezaryenle doğan bebekleri emzirmede anne desteklenmelidir. 

Emzirme her zaman olabilirse de bebeğin aktif uyanık olduğu dönemler tercih edilmelidir. İlk günlerde bebeğiniz 3 saatten uzun süre uyursa uyandırarak emzirmek kan şekerinin de düşmemesi için uygun olur.

Ayrıca annenin bebeğini emzirmesi, annenin doğum kilolarını vermesi ve gebeliğin anne vücudu üzerindeki etkilerin normalleşmesine de katkı sağlar. 

Emzirmenin devam etmesi aynı zamanda süt oluşumunu destekler.
İdeal emzirme aralığı yaklaşık 2-3 saat ara ile olsa da ilk günlerde daha kısa süreli olabilir. Emzirme sıklığını bebeğin kendisi belirler..

İlk günler kısa süreli kısa aralıklı emzirme yapılırken, ilerleyen günlerde 2-3 saatte bir  ve 15-20 dakika süreyle  emzirme uygundur. Ancak  bebek ne kadar emmek isterse o kadar emebilir.
Emzirme önce bir memeden yapılmalı, meme tam boşaltılmalı ve  sonra diğer memeye geçilmelidir.
Sonraki emzirme en son emzirilen göğüsten başlanmalıdır.


Emme ile ilgili tek bir pozisyon yoktur. Anne ve bebek nasıl rahat ediyorsa o pozisyonda emme sağlanabilir. Anne oturur ve hafif arkasına eğik, yaslanmalıdır. Anne rahat bir pozisyonda olmalıdır. Bebek anne koluna veya bir yastığa uzanmış, yaklaşık 45 derecelik eğimle  memeye yaklaştırılmalıdır. Bebeğin elleri serbest olmalıdır. Böylece anne memesine dokunabilir ve ellerinin yardımı ile meme başını bulabilir. Anne  elinin işaret ve orta parmaklarının yardımı ile meme başını bebeğinin ağzına götürürken, baş parmağı ile yukarıdan aşağıya doğru memeyi sıvazlayarak sütünün kolay gelmesine yardımcı olabilir. Anne bas parmak yukarda , diğer dört parmak memeyi aşağıdan destekleyebilir. Parmakla makas hareketi yapmak süt akışını  engelleyebileceği için yapılmamalıdır. 
Bebek emerken  ağzının içinde vakum yapmaktadır. Bu negatif basınç anne memesinden sütün gelmesini sağlar.
 Eğer bebek tam yatar pozisyonda  emerse olursa gelen anne sütü, burun arkasına kaçıp ağzından kulak yoluna geçerek enfeksiyona neden olabilir.

Ağzında meme bulunan bebek ancak burnu ile solunuma devam edebilir. Meme bebeğin burnunu kapatmamalıdır. Emzirmeden önce gerekiyorsa buruna serum fizyolojik damlatmak ve temizlemek yararlı olabilir.

 Emzirme sırasında bebeğin ağzı, anne memesinin etrafındaki kahverengi dokuyu da kapsayacak şekilde  kavramalıdır. Anne memesinin koyu renkli kısmının kenarları bebeğin dudakları ile kaplanana kadar meme bebeğin ağzına sokmalıdır. Bebeğin dudakları dışa dönük olmalıdır. Bebek anne memesinin başını diş kemerleri denilen damaklarının arkasına almak ve meme başını geriden öne doğru sıkarak çeker. Bu sırada dil kökü ve boğazı ile vakum yapar. Eğer bebek anne memesini ağzında iyi tutamazsa iyi de ememez ve meme başı çatlaklarına neden olabilir.

 Emzirme yeni doğan döneminde refleks olaydır. Arama-emme ve yutma kısımlarından oluşur. Yutkunma sesini duymak bebeğin aktif sütü emdiğini gösterir.

Emzirirken annenin bebeğine bakarak güzel duygular hissetmesi, hem sütü artırıcı hem de bebekle anne arasında bağın kuvvetlenmesi için değerlidir.

İyi beslenen bebekler düzenli ve genelde emzirme sırasında veya sonrasında sarı renkli, hafif sulu ve köpüklü kaka yaparlar.
Anne sütü alan bebeklerde günde 8-10 kere bu şekilde kaka yapma normaldir.

Eğer bebek ilk altı ay ayda 600- 1000 gram , haftada en az 150-200 gram alıyorsa ve günde en az 5 kere bezine çişini  yapıyorsa anne sütü yetiyor demektir. 

Bebekle anne ilk aylarda aynı ortamda bulunmalıdır. 
Bebekle aynı odada kalma , beşiğinin yatağınızın hemen yanında olması sütün artması için de  önemlidir.


Monday, June 12, 2017

MUCİZEVİ BESİN: ANNE SÜTÜ




Doç. Dr. Nalan KARABAYIR

Bebek beslenmesinde Anne Sütünün tartışılmaz bir öneme sahip olduğunu hepimiz biliyoruz. Bu mucize sıvı, içerdiği canlı hücrelerle yaşayan bir besindir aslında.

 Anne sütünün yararlarını şöyle bir hatırlayalım.

 Anne sütünün protein, şeker ve yağ içeriği bebek için en uygun bileşimdedir. 
Öyle ki, bu bileşim bebeğin doğum haftasına ve yaşına göre bile değişiklik gösterir. Zamanından önce doğan bir bebeğin annesinin sütünde tuz miktarı daha az, protein içeriği fazladır. 

Yaşamın ilk 3 günündeki halk arasında ağız sütü olarak bilinen kolostrum içinde  ise koruyucu maddeler, protein ve A vitamini   fazla, yağ, şeker ve tuz içeriği ise azdır. Çok yoğun olan bu ilk sütün doğar doğmaz, en geç bir saat içinde bebeğe verilmesi bebeğin infeksiyonlardan korunması açısından önem taşır.

 Kolostrum adeta bebeğin ilk aşısıdır.

 Yaşamın 3. gününden sonra protein içeriği azalır, yağ içeriği artar. Böylelikle bebek daha kolay doyar. 

Anne sütü sindirilmesi en  kolay besin olması nedeniyle anne sütü ile beslenen bebeklerde kusma, gaz sancısı, ishal, besin alerjisi gibi durumlar daha az sıklıkla görülür. 

Anne sütü o kadar iyi sindirilir ki, bazı bebeklerde dışkılama sıklığı 7 günde bir bile olabilir. 

İçerdiği vitamin ve minerallerin emilimi çok iyi olduğundan demir eksikliği gibi durumlar daha nadir görülür. 

Anne sütü hazırlanması en kolay, en steril besindir. Anne her yerde, her zaman, bebeği istediği anda besleme şansına sahiptir.

 En ekonomik besin olan anne sütünün aile bütçesine katkısı da gözardı edilemez. 

Anne sütü alan bebeklerin büyüme- gelişmeleri de idealdir.

 Anne sütü ile beslenen bebeklerin zeka puanlarının da beslenmeyenlere göre daha yüksek olduğu bilinir.
Ayrıca temel güven duygusunun gelişimi de anne sütü alan bebeklerde daha kolaydır.  

Anne sütü bebeğin tüm yaşamının kalitesini etkiler. 
Yapılan çalışmalar anne sütü alan bebeklerde ileri yaşamlarında obezite, şeker hastalığı ve kalp-damar hastalıklarına daha az yakalandıklarını göstermektedir. 

Anne sütünün anne sağlığı üzerine de olumlu etkileri vardır. 

Bebeklerini anne sütü ile besleyen annelerin eski formlarına dönmeleri daha kolaydır.

 Ayrıca emziren annelerde meme ve  yumurtalık kanserine yakalanma olasılığı daha azdır. Son yıllarda anne sütünün yararlı etkilerinden faydalanmak üzere kanser tedavisinde tamamlayıcı tedavi olarak anne sütü kullanımı tartışılmaktadır.

Bazı anneler sütlerinin yetersiz olduğunu düşünürler. 
Oysa, anne sütünün yetersiz olma durumu ancak 100 annenin birinde karşılaşılan bir durumdur.
 Birkaç öneriyle de bu durum ortadan kaldırılabilir. 
Ayda en az 500 gr kilo alan, günde 5-6 kez idrarla dolu bez alınan bebek için aldığı anne sütü yeterlidir. 
Bu konuda hem sağlık çalışanlarının, hem de yakın çevrenin anneye destek olması önemlidir. 
Sürekli bebeğin aç kaldığı, biberonla beslenmesi gerektiği söylenmesi annenin özgüvenini kaybetmesine, sonunda da bebeğin anne sütünden mahrum kalmasına yol açacaktır.



aynısefa çiçeği

calendula officinalis: dahili olarak ağiz boğaz agrısında , mide ülserinde harici olarak yara iyilesmesinde kullanılır. boğaz agrısında 1...